Bir Çeşitlilik Cenneti Anadolu!

Bir bölgenin biyolojik çeşitlilik sıcak noktası olarak tanımlanabilmesi için iki katı ölçütü sağlaması gerekir. Bu ölçütler şunlardır: (1) En az 1500 endemik damarlı bitki türüne ev sahipliği yapmalı; diğer bir deyişle, yeri doldurulamaz, eşsiz olmalıdır! (2) Özgün doğal vejetasyonunun en fazla %30’una sahip (yani, en az %70’ini kaybetmiş); diğer bir deyişle, tehdit altında olmalıdır! Dünyada bu ölçütleri sağlayan 36 biyolojik çeşitlilik sıcak noktası vardır. Bu sıcak noktalardaki ormanlar ve diğer kalıntı habitatlar, yeryüzünün sadece %2.4’ünü kaplar, ancak endemik bitki türlerinin yarısından fazlasına, iki yaşamlı, sürüngen, kuş ve memeli türlerinin ise yaklaşık %43’üne ev sahipliği yapar.

Anadolu, jeolojik olarak Alp-Himalaya orojenik kuşağında yer alır ve dünyadaki 36 biyolojik çeşitlilik sıcak noktasından üçünün karşılaştığı ve etkileştiği biyocoğrafi olarak ilginç, ancak çok iyi anlaşılmamış bir bölgedir. Bu sıcak noktalar şunlardır: Akdeniz Havzası, İran-Anadolu ve Kafkasya biyolojik çeşitlilik sıcak noktaları. Yani, Anadolu, yüksek bir biyolojik çeşitliliğe ve endemizme sahiptir, ancak özgün doğal vejetasyonunun çoğunu kaybetmiştir. Diğer bir deyişle, Anadolu, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik açısından yeri doldurulamaz, ancak zaten özgün doğal vejetasyonunun çoğunu kaybetmiş, yoğun tehdit altında olan bir bölgedir. Anadolu’nun bu yüksek biyolojik çeşitliliği, belli ölçüde Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’nın bağlantı noktasındaki konumu ve geçmişteki ve günümüzdeki jeolojik ve iklimsel dinamikler ile ilişkilidir.

Bu web sitesinin amacı, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik açısından yeri doldurulamaz, ancak zaten özgün doğal vejetasyonunun çoğunu kaybetmiş, yoğun tehdit altında olan Anadolu ile ilgili daha çok biyocoğrafi perspektifte paylaşımlar yapmaktır.